Hello Fresh

TazeDirekt.com Kapandı! Şaşırdım mı Elbette Hayır!

Girişim denince akla para ve başarı geliyor. En azından bu ülkede. Maliyet ve reklam hesaplamaları, piyasa araştırmaları, toplumun projeye karşı reaksiyonu ne olacağı kimsenin umurunda değil. En azından proje tutmadı diyene kadar.

Senaryo hep aynı. Yurt dışında harika bir proje yapılmış, unicorn (Bir milyar dolar değerlemeli) olabilirmiş. Bizim ülkemizde de yapalım sonrasında parayı koyacak yer bulamayacağız! Eminim birkaç kişi “tutar mı?, devam edebilir mi?, bize uygun mu?” sorularını sormuştur. Ama bu soruları kendisinden başkasına sorduklarından hiç emin değilim nedense.

Çin Mantığındaki Girişimler?

Bilirsiniz, Çin’in en iyi yaptığı iş verdiğiniz bilgiler dahilinde, gösterdiklerinize benzer şekliyle size ucuza sunmalarıdır. Öyle ki bazen orijinalinden bile ayırt etmek nerdeyse imkansız hale gelir. Ama burada çekik gözlülülerin hiçbir riski bulunmaz. İşini yapar ve parasını alır. Zaten garanti de görmediği işe girmez.

Bizde de nerdeyse aynısı. Sadece garanti kısmı hariç. HelloFresh.com’u kopyalayalım, bir benzerini hatta daha iyisini! yapalım. Ülkem girişim görsün. Helva yapacağız nelerimiz var, un var, şeker var gerisi de var. Peki ya usta? Ustanın yaptığı helvaları kim ne kadar sevmiş, kim ne kadar başarısını görmüş. Kısaca usta helvadan ne kadar anlıyor? “CEO oldum hem de süper yatırım var ben bu işi yaparım!” yaparsın tabi ki de, ne kadar süre yapabilirsin?

hellofresh

hellofresh

“Yan komşuda (dükkanda) bir usta var, onun helvasına bayılıyor herkes. Ona soralım ne dersin? Olmaz! o usta çok para ister, biz de iyisini yapacağız!” (Aşırı özgüven, sanırım paranın sıcak tutmasının yanında bir de aşırı özgüven verme yan etkisi var.)

Bu Ülkede Girişim Olmasın mı Yani?

Olsun tabiki de. Bunu en çok ben isterim. Ama girişim kelimesini Türkçe sözlükteki kök kelimesiyle değilde, etraflıca olmasını isterim. Hesabı kitabı yapılmış, bir ay önce 7 kat büyüyeceğiz diyip, bir ay sonra kapandık denmemesinden yanayım. Yahu akıl var, fikir var. 7 kat büyüyeceğini söyleyip bir ay sonra kepenk indiriyorsun. Bu nasıl bir sürprizdir? Burda hesap edilmeyen şey nedir. Hesap makinasının azizliğine mi denk geldiniz? İnsan yaptığı hesabın ne olduğunu bilmez mi?

Girişimlere Örnek, Acun

Kopyalama veya uyarlama veya bölgesel yayın hakkını alma işini ülkemizde en iyi yapan Acun olsa gerek. Yurt dışından parasıyla alınan projeleri o kadar iyi uyarladı ki, hemen hemen hepsi tam başarı sağladı. Orijinal yapılmaya çalışılanlardan bir kaçı hariç pek iç açıcı olanı yok. En azından tecrübeden faydalanmak adına, gidilip bir görüş alınabilir kendisinden. Ülkemize uyarlama yaparken nelere dikkat ediyorsun diye. Eminin günlerce anlatacak tecrübeleri vardır. Hatta aralarında hayat kurtarıcı olanları bile olabilir.

Kazandıran Fikir Değil, Operasyondur

Ülkemizde anlayamadığım bir akım oluştu. Sanki parayı kazandıran asıl şey fikirmiş gibi. Kaç kişiden çılgın projeler duydum. Hepsi de diyor ki, müthiş tutacak. Peki gelelim süper tutacak projeyle ilgili merak ettiklerimize :

  • A : Daha önce bu işi yaptın mı?
  • B : Tabi mesleğim bu benim. (Mesleğinin girişimdeki işe benzetmeleri olay zaten. Klavye tuşlarıyla yazmayı bilmek, insanı bilgisayar uzmanı yapıyor ülkemde.)
  • A : Operasyonları nasıl yönetmeyi planlıyorsun?
  • B : O kolay XX kişilik ekip kuracağım, X bölüm başlarında şef de olacak, süper operasyon. (Hiç bir şey anlamadım. Arkadaşım senin bulacağın adamlar, gazete ilanıyla mı gelecek, yoksa gerçekten bu insanları tanıyor musun. Ve nasıl oluyorda, ilanla bulduğun ekibe güvenin bu derece yüksek?)
  • A : Anlamadım nasıl yani. Çalışacağın kişileri belirlemedin mi?
  • B : Gerek yok, otomatik yazılım herşeyi çözecek zaten (Yazılım neyi çözecek? Ben yıllardır yazılım üretiyorum, adam akıllı adamlar olmayınca yazılımın hiçbir şey çözmediğine defalarca şahit oldum. Bu ne özgüven genç kardeşim. Neyse kendimi yormayayım)
  • A : Peki, insanların tepkisi nasıl?
  • B : Süper abi. Zaten yurt dışında tuttu bu iş. XXX milyon dolar diyorlar değerine. Hem ben piyasa araştırması da yaptım. Halkın %90’ı kullanacağını söyledi. Bunların yarısı internet kullansa, onun yarısı da sipariş verse, piyasanın %22.5’i bizim. (Aman Allah’ım. hesaba bak. Piyasanın %22’si dedi birisi. Acaba piyasayı kendi oturduğu sokaktan mı ibaret zannediyor? Hani apartmanda 20 daire var, 5 tanesi benden alışveriş yapacak falan!)
  • A : Ya tabiki yurt dışından tutmuş bir proje belli de, bu ülkede nereye varabileceğinden ne kadar eminsin?
  • B : Abi sen ne diyorsun ya, bizim ülkemiz ile ABD benzerliği var ya ordan şey ettirdim ben. (Ne ettirdiğini anlayan varsa bana da izah etsin.)
  • A : Anladım, umarım başarılı olursun. Tabi yatırım yapacak birisini bulursan.
  • B : Tabiki bulacağım. Bu proje süper abi.

Konuşma esnasında o kadar çok süper kelimesi duyuyor ki insan. Hiçbir veri yok, gerçekçilik yok. Olan tek şey var o da hayal. Şimdi diyeceksin ki, hayal olmadan olmaz. Doğru ama hayal bile kendine ait değil. Başkasının hayalini kopyalama hayalinden bahsediyorum, üstelik zemin, şartlar tamamen farklı.

Operasyonun Başarısızlığı

Girişim şirketleri için büyümek her zaman yanında yüksek risk getirir. Hesaplanan YG (Yatırım Getirisi) hiç zaman gerçeği yansıtmaz. Çünkü ortada yatırım miktarının ne kadarının geri alındığı ve büyüyen şirketin gelirlerinin ne kadar dengede olduğunu saptayamazsanız sonunuz tazedirekt gibi olur. Anlayamayanlar için özetleyeyim :

Kısa süre önce Facebook’un yatırımcılarından Jim Breyer Dünya’daki unicorn projelerinin %90’unun batacağını iddia ettiğinde aslında tam olarak, tazedirekt konumunda olanlara işaret ediyordu. (Her ne kadar tazedirekt unicorn olmasa da zarara gitme mantığı aynı yoldan devam etmektedir.) Dünya’nın en iyi yatırımlarından birisini yapmış olan bir yatırımcının bu tespitte bulunması tüm internet girişimleri için altın değerinde bir tavsiye taşımaktadır. Yanlış büyüme, yatırım paralarına güvenme, operasyon maliyetlerinin kontrol altına alınamaması, kısaca gelir-gider kalemlerindeki dengesizlik, bir çok internet girişiminin acı sonu oldu ve olmaya devam edecektir.

Büyümek Her Zaman Kar Getirmez

Bugüne kadar dinlediğimiz ekonomi haberlerinden olsa gerek, büyüme denince akla hemen kar etmiş müthiş şirketler gelir aklımıza. Aslında kelime anlamı kar sözcüğü ile her ne kadar doğru orantılı olsa da, risklerin hepsi büyüdüğünüzde karşınıza çıkar ve git gide hantallaşırsınız. Hantal yapılar içerisinde performans ve süreç analizleri sizin güç kaybetmenize neden olur. Sonuç olarak büyüdükçe karınız küçülür ve nihayetinde zarar bile edebilirsiniz. Bu zararı engellemek yolu ise işin en üst kısmından başlar kısaca CEO bu işin karar noktasıdır.

Eski Bir Hikaye

Türkiye’de ünlü bir şirkette çalışan Hans, başarıları ile adından oldukça söz ettirmişti. Herkes bu adamın nasıl bu başarıyı yakaladığını ve hatta şirketten ayrıldığında da ayrıldığı şirketin birdenbire pazar payının nasıl kaybettiğini konuşuyordu. Nihayet Hans ikna edildi ve eski görevine geldi ve sihirli değnekle dokunmuş gibi şirket yeniden eski yaldızlı günlerine döndü. bahsettiğim olayın geçtiği şirketin ürünlerini kullanmayan yoktur sanırım. Ama konumuz bu değil. Konumuz ekibin başındaki kişinin, şirketin gidişatı hakkındaki müdehale ve panik durumunda aldığı tedbirlerdir.

Bu kadar büyük bir operasyonun varacağı noktayı kestiremeyip, şirketi yöneten ve yatırım yapanların kendilerine bir kaç soru sormaları lazım. Özellikle yatırımcının.

İşin Özeti

Girişimlerin başarılı olmasında fikir tabiki de önemli ama daha önemli olan şeyler var. CEO’nun ve ekibinin ürün sattığı insanları tanıması ve operasyonun bir kaç yıl sonra varacağı yeri kestirebilmesi hayati önem taşımaktadır. Bu nedenle Jim Breyer incelediği projelerin %90’ının batacağından bu kadar emin konuşabiliyor. Bu nedenle ben, bu projenin durdurulmasına hiç mi hiç şaşırmadım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir